Bu yazılar bascek.com için hazırlanmıştı ama derleme yazılarını sitede yayınlamak yerine doğrudan kendi incelemelerimizi yayınlamamızın daha iyi olacağını düşündük. 1 aylık emeğim olduğu için de heba olmasın diye burada sizlerle paylaşmayı uygun buldum. Tamamen sitemize ait bu yazıların izinsiz başka yerde yayınlanmamasını rica ediyoruz ki yayınlanırsa gereken hukuksal müdahalede bulunacağız.

# Duyurulma tarihi: 16.10.2007
# ABD fiyatı: Sadece gövde 1200USD (26.09.2009)
# Türkiye fiyatı: Sadece gövde 3600TL (26.09.2009)
Kendi incelememizi yakında yapacağız ama ondan önce, okuyucularımızı çok bekletmemek için DSLR Satın Alma Rehberi yazımızı destekleyecek şekilde J. Andrzej Wrotniak, dpreview, Camera Labs, Imaging Resource ve Luminous Lanscape incelemelerine dayanan bu derlemeyi hazırladık. Ürün incelemeleri üzerinden de neredeyse 1.5 sene geçtiği için, E-3′ün hem mevcut Olympus ürün ailesi içindeki, hem de rakiplerine karşı pazardaki durumununu inceleyeceğiz.
Olympus 2003 yılında hem çiçeği burnunda 4/3 sisteminin hem de Olympus E-Sisteminin ilk DSLR’sini fotoğrafçıların beğenisine sunmuştu. Sağlam gövdesi ve ileri seviye Olympus lensleri sayesinde başarılı olan bu ilk adımın üzerine Olympus daha küçük ve daha hafif modelleri ile de her kesimden kullanıcıyı 4/3 sistemine bağladı. 4 yıl boyunca Olympus’un en ileri seviye gövdesi olarak kalan E-1, Ekim 2007′de yerini yeni amiral gemisi E-3′e bıraktı. 2007′de ürün piyasaya çıktığında rakiplerinden alta kalır bir yana yoktu. O sırada Sony A700, Canon 40D ve Nikon’da D200′ün yerine yeni gelmiş olan D300 vardı. Gövde yapısını dikkate aldığımızda asıl rakibinin D300 olduğunu görebilirsiniz. Aradan geçen 2 senede Sony A700′ün üretimi sonlandırıldı, Canon 50D ve bu ay satılmaya başlanacak Canon 7D modelleri piyasaya sürüldü ve Nikon’da zaten çok başarılı olan D300′ü biraz makyajlayıp D300s olarak güncelledi. Dijital dünyada aradan geçen zaman gerçekten de önemli o yüzden yakın zamanda E-3′ün halefini görebiliriz. Olympus da E-3′ün özelliklerini çok daha küçük ve hafif olan E-30 modelinde kullannarak kendi içinden de bir rakibe de sahip olmuş oldu.
Selefi E-1 gibi E-3′de tank gibi üretilmiş bir model. Dökme magnezyum kasaya sahip E-3, ‘weatherfproof’ yani kötü hava şartlarına dayanıklı (flaş ve hareketli ekran da dahil) ve 150,000 çekim ömrüne sahip örtücü mekanizması ile de uzun ömürlü bir kullanım vadediyor (günde 100 kare çekseniz 4 yıllık kullanım ömrü demek bu). ‘Weatherproof’ yoruma açık bir terim ve bunu kullanan gövdelerin suya ne kadar dayanıklı olduğunu fotoğrafçılar merak etmekte. Üreticiler de bu konuda çok da detaylı bir açıklama yapmaktan kaçınıyorlar. E-3′ün su damlalarıyla kaplandığı fotoğraf insanın merakını daha da arttırıyor. Kimi kaynaklarda bu ’splash-proof’ yani ’su çarpmasına dayanıklı’ olarak geçmekte. Luminous Landscape’ten Douglas Brown incelemesinde bu konudan şöyle bahsediyor: “Tüm Olympus ‘Pro’ (’High Grade”i kastediyor) ve ‘Top Pro’ (’Super High Grade’i kastediyor) lensleri de kötü hava şartlarına dayanıklı olduğu için, sürekli sağnak yağış altında, yüksek nemde, kumlu ve tozlu ortamlarda E-3 kendini evinde hissediyor.” Yani eğer çok zorlu koşullarda çekim yapacaksanız, şavaş muhabiriyseniz mesela, bu gövdeyi düşünülebilirsiniz. Tüm toz temizleme sistemleri içerisinde en etkili sistem olan ‘Supersonic Wave Filter’ ile gövdenin yüksek yalıtım düzeyi de desteklenmiş oluyor. Diğer Olympus gövdelerinden daha ağır olsa da Canon ve Nikon’un pro gövdelerinden daha hafif olan E-3′e bu ağırlık seviyesinde rakip olabilecek tek model daha da hafif olan Pentax’ın K-7’si.
Gövdenin yapısı elinize eldiven gibi oturmasa da, oldukça rahat bir tutuş sağlıyor ama kimilerine göre düğme yerleşimleri ergonomik olarak çok iyi olsa da kimi incelemelere göre de kimi tuşların yerleşimleri olması gerektiği gibi değil. AE-L düğmesi mesela başparmağın uzaşabileceğinden daha ileride duruyor. Tasarım yapılırken kullanıcının yanlışlıkla ayar değiştirememesi düşünülmüş olabilir ama kullanıcı ayarı değiştirmek istediğinde bu karşısına sorun olarak çıkıyor. Canon’un pro gövdelerinde uyguladığı mod tekeri yerine tek bir mod düğmesi uygulaması E-3′de de mevcut yani çekim moduna değiştirmek için sol üstteki ‘MODE’ düğmesine basıp tekeri kullanmalısınız. Pek çok ayar da bu şekilde bir düğmeye basıp tekeri çevirerek yapılıyor (Canon kullanıcılarına ters gelecek bu kullanım şekli Nikon kullanıcıları içinse oldukça doğal gelecektir).
E-3, Olympus’un iddiasına göre 2-5 duraklık avantaj sağlayan bir titreşim engelleme sistemine sahip. Yapılan testlere (dpreview, Wrotniak ve SLR Gear) göre ise Olympus’un sisteminin pratikteki etkinliği 2-2.5 durak kadar oluyor. Gene aynı kaynaklara göre lens bazlı titreşim giderme sistemlerinin 3-4 duraklık iddialarına karşın 2-3 duraklık bir etkinliğe sahip olduklarını düşünürsek, sistemin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Diğer gövdeden titreşim engelleme sistemleri gibi algılayıcının konumunun gövdenin titreşimini tolere edecek şekilde değiştirilmesi presnsibine dayalı işleyen bu sistemin en büyük avantajı gövdeye taktığınız her lensin de otomatik olarak titreşim engelleme özelliğine sahip olması. 35mm karşılığı 100mm olacak 50mm’lik bir lens ile 1/40-1/20 civarı enstantane kullanarak çekimler yapmayı bekleyebilirsiniz. Özellikle de eski MF lenslerin bu şekilde kullanılabilmesi gerçekten de büyük esneklik sağlıyor.
Bu sınıfta hareketli LCD sunan tek gövde de Olympus E-3. 2.5″ büyüklüğündeki LCD 320×240 piksel çözünürlükle rakiplerine karşı daha zayıf dursa da (bu seviyede artık 640×480 standart olmuş durumda) hareketli LCD ile bu zayıflığını dengeleyebildiğini söyleyebiliriz. E-30 ve E-620′deki benzer ekranlara göre parlaklığı biraz daha az olsa da kullanımda herhangi bir soruna sahip değil. Hareketli ekran ile canlı-izleme özelliğinin kullanımı da daha pratik ve mantıklı olmakta. Canlı-izleme sisteminde karşıtlık-tabanlı AF sistemi seçeneği bulunmuyor. Ayna mekanizmasının kullanıldığı daha hızlı ama süreci kesintiye uğratan odaklama sistemini kullanmanız gerekiyor. Diğer Olympus modellerinde de bulunan ‘Super Control Panel’ özelliği ile ayarları toplu bir şekilde görmek ve hızlı bir şekilde değiştirebilmek de kullanım kolaylığı ve hız sağlıyor. Bu özelliğin yanında gelişmiş özellikli çoğu DSLR modelinde olduğu gibi gövdenin üstünde ikinci bir LCD bulunuyor.
Olympus’un E-Serisi DSLR gövdelerinin küçük optik algılayıcı nedeniyle en zayıf yanı olan küçük optik bakaç sorunu ise E-3 modeli ile giderilmiş. 1.15x büyütme ve %100 kapsama sağlayan bakaç, 4/3 sistemi kullanıcılarının alıştıklarına göre yepyeni bir dünya gibi durmakta. Gövdenin ağırlığının diğer 4/3 gövdelerinden daha yüksek olmasında Canon 40D kadar büyüklük sunabilen bu bakacın rolü kuşukusuz pek az değil ve alt modellerden bu modele geçmek ile en büyük kazanım olacağı da açık. Bakaçta bütünleşik olarak sunulan perde de uzun pozlama yapmayı sevenleri memnun edecektir.
Görüntü kalitesi konusunda sınıfının en iyisi olmasa da oldukça başarılı sonuçlara imza atan E-3, ISO100-ISO400 aralığında 10.1MP’lik NMOS algılayıcısı ile oldukça detaylı kareler elde edebiliyor. ISO800′de gürültü giderme nedeniyle detaylarda hafif kayıplar başlıyor ve gürültü seviyesinde de artış gözle görülür olmaya başlıyor. ISO1600′de piksel seviyesinde incelersek rakiplerine göre daha düşük bir ISO başarımı görüyoruz ama genel kullanımda ve baskı aldığımızda gene de yeterli bir seviyede görüntü kalitesine sahip olduğunu söyleyebiliriz. ISO3200 ise zorda kalınmadan kullanılmamalı.Eğer çok sık yüksek ISO kullanmayı gerektirecek ortamlarda çalışıyorsanız E-3 sizin için en uygun gövde olmayacaktır. E-3, gürültü giderme filtresinde kapalı, düşük, standart ve yüksek olmak üzere 4 seviye sunmakta yani kendi yüksek ISO beğeninize ve iş akışınıza göre yüksek detay ya da pürüzsüz sonuçlar arasında bir tercihte bulunabilirsiniz. Dinamik aralık konusunda ise rakiplerinden daha dar bir aralığa sahip ve parlak tonları yakalayabilme yeteneği çok yüksek değil.
E-3 piyasaya ilk çıktığında en hızlı AF sistemine sahip DSLR modeli olduğunu iddia etmişti. SWD lensleri ile birlikte kullanıldığında tümü hem dikey hem de yatay detaylara hassas olan 11 AF noktasından oluşan AF sistemi sayesinde gerçekten de hızlı odaklama yapabiliyor. SWD olmayan lenslerle ise bu kadar iddialı olamıyor. Genel kullanım olarak ise kullanıcısına oldukça hızlı cevap verebilen E-3 ile ‘Super Fine’ kalite seviyesindeki JPEG’lerde saniyede 5 kare ile 23-24 kare çekebiliyorsunuz. Eğer RAW çekmek isterseniz, saniyede 5 kare ile 15 kadar kare çekmenize izin veren E-3, sıralı çekim konusunda kullanıcısını memnun edecektir.
Gövdenin en üstünde hareketli bir parça olarak bulunan dahili flaş yalıtım ve dayanıklılık kaygıları ile, kimi zaman da çok büyük olan prizma sistemi nedeniyle, ileri seviye gövdelerde kendine yer bulamayabiliyor. E-3 ise gövdesinde 13m kılavuz numarasına sahip 1/250 saniye senkron hızlı kötü hava koşullarına karşı da yalıtılmış dahili flaş barındırıyor. Harici flaş ile kullanmak isteyecek kullanıcılar içinse gövdenin ön bölümünde ek bir X-senkron çıkışı da unutulmamış. AF yardım lambası bulunmadığı için bu görev için de dahili flaş kullanıyor.
Pil olarak BLM-1 kullanan E-3, bu pille 600 kadar kare çıkarabiliyor. Eğer tüm fotoğraflarınızı canlı-izleme kullanarak çekecekseniz çekim sayısı 100-200 arasında kalacaktır. Daha fazla güç isteyenler HLD-4 ‘battery grip’ini alabilirler ki bu sayede portre konumunda çekim yaparken daha rahat bir tutuşa da sahip olabilirsiniz. Hafıza kartı olarak hem CF hem de xD kartları destekleyen E-3′de diğer Olympus gövdelerinde olduğu gibi hız ve kapasite konusunda kısıtlı bir format olan xD yerine CF kart kullanmanızı öneriyoruz (nedenini İngilizce olarak buradan okuyabilirsiniz). Veri aktarımı için normal bir USB kablosunun kullanılması pratik olmuş. USB ile veri aktarımı yavaş olmasa da çok hızlı da değil. Harici bir kart okuyucu kullanarak USB’nin 3 katı kadar hızlı bir veri aktarımı edinebilirsiniz. USB’nin yanı sıra video çıkış portu ve AC girişi mevcut olan E-3′te HDMI çıkışı bulunmuyor. Tüm giriş-çıkışlar gövdedeki yüksek yalıtımı destekleyecek şekilde dayanıklı kapakların altında yer alıyor.
E-3 alma kararınızı en çok etkileyecek konu elbetteki fiyatı ve rakipleri. Şuan ülkemizde 3600TL’ye E-3 alabiliyorsunuz (ABD fiyatı 1200USD). En büyük rakibi şuan için üretimden kalkmış olsa daTürkiye’de hala 3400TL’ye bulunabilen Nikon D300 olacaktır zira yeni Canon ve Nikon modelleri 7D ve D300s ABD’de sırasıyla 1700USD ve 1800USD’lık fiyat etiketleri ile 1200USD’lık E-3′e göre bir hayli pahalı kalıyorlar.
Artılar/Eskiler:
+ Kötü hava koşullarına karşı yalıtılmış gövde.
+ İleri seviye gövde kalitesi.
+ 150,000 ömürlü örtücü mekanizması.
+ Gövdede titreşim engelleme sistemi etkili.
+ Hareketli LCD.
+ 4/3 sistemi için oldukça büyük bir optik bakaç.
+ JPEG motoru çok başarılı ve bu sayede JPEG’ler çok kaliteli.
+ ISO100-400 aralığında düşük gürültü, ISO800-1600′a aralığında tatminkar gürültü seviyesi.
+ Gürültü giderme fonksiyonunda 4 kademeli kontrol.
+ SWD lensler kullanıldığında oldukça hızlı olan AF sistemi.
+ 5fps’lik sıralı çekim hızı ile sınıf lideri olamasa da yeterli hıza sahip.
+ Kamerada RAW düzenleme yeteneğine sahip.
+ Canlı-izleme ve 10x büyütme imkanı.
+ Toz giderme sistemi piyasadaki en başarılı sistem.
+ Hızlı tepki veren sistem.
+ Çok detaylı menülerle oldukça yüksek kişileştirilebilirlik.
- Çok detaylı menüler aynı zamanda menüler içerisinde kaybolmaya da neden oluyor.
- ISO400′ün üzerinde rakiplerinden daha çok gürültüye sahip.
- Gövdedeki düğme yerleşimlerinin kimileri daha iyi olabilirmiş.
- Küçük düğmeler eldivenle kullanım sırasında soruna neden olabilir.
- Dinamik aralık konusunda rakiplerinin gerisinde kalıyor.
- AF yardım lambası bulunmadığı için dahili flaşın kullanılması gerekiyor.
- AF sistemi hızlı ama büyük odak uzaklıklarında ve düşük ışıkta zorlanıyor.
- Calı-izlemede karşıtlık tabanlı odaklama seçeneği yok.
Olympus E-3 kimlere hitap ediyor?
* Zor koşullara karşı dayanıklı, kullanıcısını yarı yolda bırakmayacak hızlı bir gövde.
* ISO1600′ın üstüne çıkma gereksinimi olmayıp orta seviye bir gövde almak isteyenlere.
Olympus E-3‘nin rakipleri neler?
Canon 7D, Nikon D300s, Pentax K-7
Olympus E-3 yerine Olympus E-3o mu alsam?
E-30 tüm ISO değerlerinde biraz daha fazla gürültüye sahip ama iki gövde de oldukça iyi görüntü kalitesi sunuyor. Dinamik aralık konusunda ise E-30 daha başarılı. Eğer E-30′un sunduğu yeni özellikler ve fazladan 2MP’i sizin için çok önemli değilse kararınızı şu şekilde verebilirsiniz: Fazladan ağırlık çok önemli değilse ve kötü hava şartlarına dayanıklı, daha sağlam gövdeye sahip bir DSLR istiyorsanız E-3, küçük, hafif ve yetenekli bir DSLR istiyorsanız E-30 alın.
E-3′ün üstünlükleri:
* Magnezyum alaşımlı daha sağlam bir gövde.
* Suya ve toza karşı daha fazla yalıtıma sahip bir gövde.
* Daha büyük optik bakaç.
* Hafıza kartı yuvası kilidi.
* Optik bakaç perdesi.
* RAW sıralı çekiminde daha fazla kare çekebilme.
E-30′un üstünlükleri:
* E-3 10.1MP sunarken, E-30 12MP’lik algılayıcıya sahip.
* Daha fazla dinamik aralık.
* E-3, Sanat Filtrelerine sahip değil.
* E-30′un titreşim engelleme sisteminin dikey kaydırma modu mevcut.
* Daha büyük ve aydınlık LCD.
* Canlı-izlemede karşıtlık temelli AF sistemi.
* 20 lense kadar AF ince ayarı yapabilme.
* Bütünleşik sayısal eğim göstergesi.
* Canlı-izlemede karşıtlık temelli AF sistemi.
* Titreşim engelleme sistemi dikey kaydırma moduna sahip.




